BERABER KAYBEDERİZ

Yerel seçimler bitti, yinelenen İstanbul seçimi de… Artık icraat zamanı, tohum ekme zamanı… Ekilecek tohumları özenle seçilmeli, meyvelerinin geleceğe sağlıklı olarak kalacağından emin olunmalı. Hasadından sepete koyacağınız tek çürük meyve tüm sepeti çürütür!

24 Haziran’da görevi belli olan Ekrem İmamoğlu artık kendi kadrolarını kuruyor, doğal hakkı. Kimsenin kadro kurmasın, 5 yıla yakın süre uyum içinde çalışacağına inandığı insanları belirlemesine itirazı yok zaten. Sorun seçeceği kadroda kimlerin olup olmayacağı… Toplumsal mutabakat sağlanması.

15 milyonu ilgilendiren karardaki salt 15 milyonu da değil, tüm ülkeyi, ülkenin geleceğini de etkileyen İstanbul üzerine herkese söz hakkı doğar.

Salt eş-dost, hısım-akraba doldurmamış olmak yetmez! Seçilecek en küçük memur bile tüm halk tarafından kabul görecek olmalıdır. Maaşını ödediklerimizde söz hakkımız ihmal edilemez…

“Liyakat baz alındı” denmiş? Likayattan ne anlıyorsunuz? Elbette ki geçmiş siyasi mücadelesi bir yere kadar göz ardı edilebilir, bu sizin tasarrufunuzdur Başkan’ım…

Midemizin almadığı şahsın, şahısların sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar… Atanması yapılınca bir kısmını silmiş fakat toplumu derinden yaralayan konulardaki beğenilerini unutmuş…

Beyefendi yangından mal mı kaçırıyordu? Kendi ve fikirleriyle barışıksa bu ne lüzum duydu? Arkasında duramıyor muydu yoksa rica mı edildi?

Bu ve benzer sorular sadece sol-sosyalist veya size ülke geleceği adına sıtmaya razı olarak oy verenlerce değil, CHP tabanı, Millet İttifakı oy verenlerinin de rahatsızlığı… Uzun yıllar sandığa gitmeyen insanların da oylarıyla geldiniz! Unutmayın derim…

--- Yazı yayına girmeden bahsi geçen İSBAK’A atanan Bahattin Yetkin “gördüğü lüzum üzerine” istifa etti. ---

ayrıca yeni atamaları sürecinde İETT ve Halk Ekmek yöneticilerinin de “başarılı olmaları ve liyakat gereği” görevden alınmayacağının beyanı da gündeme düştü…

bu haberlerle ilgili araştırma yaparken önüme yine ilginç bir detay düştü. Belki benim gibi atlayanlar olmuştur diye minik bir not olarak paylaşayım: İmamoğlu T3 Vakfı’nın yöneticisi Selçuk Bayraktar’ın fabrikasını ziyaret etti…

Önemi nedir diye soran olursa Selçuk Bayraktar Cumhurbaşkanı damadı ve de İHA’nın da sahibidir. Basına sızan bilgilerden sonra toplantıya ilişkin açıklamalar yetersiz olmakla beraber biraz da muğlaklığa sürüklenmektedir.

Netice olarak İmamoğlu Kanarya Severler Derneği yöneticisi değildir! Aile şirketi ya da holding yönetmemektedir.

Başarısının olduğu kadar başarısızlığının da faturası olacaktır! Bu faturayı ne yazık ki hep beraber ödeyeceğiz! Bunları “bocalama” olarak kabul etmek, görevinin ilk günlerinin acemiliğine yormak isteriz…

Sayın Başkan bilmelidir ki kendini o koltuğa taşıyanlar sorgulayan, araştıran, hesap soran, desteklediği kadar alaşağı edecek güçte olanlardır da… Oy verenlerin çoğunda körü körüne bağlılık yoktur!

Atama ve kadrolarının değerlendirmesinde yakın kurmaylarını belki de gözden geçirmelidir. Liyakat adı altında toplumun değerlerine zarar verici paylaşımları olanları önerenler yetkin mi değillerdir yoksa gizli ajandaları mı vardır?

Şu satıra kadar yazar/gazeteci kimliğimle hareket ettim. Şimdi sadece vatandaş olarak devam ediyorum… Sizin seçildiğiniz 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde de vatandaşlık gereği son saat oy vermeye gidip ilkinde 3 sınıfta, son seçimde de 7 sınıfta müşahitlik yaptım.

Bunların ışığında sadece vatandaş olarak önce seçim beyanlarınızda kullandığınız şeffaflık, ilkelilik, hesap verebilirlik sözlerini size anımsatarak müsaadenizle bir soru sormak isterim:

“Liyakat” nedir? Aynı şeyi mi anlıyoruz tanımdan? Bahsi geçen şahıslar ülkede ve dünyada biricik midi? Adları şaibelerle anılan kişilerin yerine görevlerini yapabilecek kimseler yok mudur ülke topraklarında?

Liyakatın yanında kamu görevlilerinin sahip olması gereken başkaca özellikler aranmamalı mı? Örneğin toplumun çoğulculuğunca kabul görme?

Samimi bir ricayla bitiriyorum: 25 sene sonra muhalefetin ve haliyle ülkenin yarısının eline yönetme hakkı geçti. Yerel gibi görünse de ülkenin tümü demektir yönettiğiniz belediye ve anketlerin nüfusu, ekonomik gücünüz, sanayileşme oranı gibi verileri topladığınız, her biriniz neredeyse bir devlet yönetiyorsunuz.

Dolayısıyla aslında bizlerin kaderlerinin şu anki yazıcıları, geleceğinin belirleyicilerisiniz de. Bunu unutmamanızı umuyorum…

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL